Masters’ta birinci gün
Wembley’den Alexandra Palace’a taşınan yeni Masters turnuvasının ilk gününde Ronnie O’Sullivan, son şampiyon Ding Junhui’yi 6-4 ile geçerken, rahat oyunuyla eski günlerden esintiler sundu.
Ronnie, oğlu Ronnie Jr.’ın da izlediği karşılaşmanın ilk beş frame’inde 76 ve 62’lik seriler üreterek erkenden 4-1’lik üstünlüğü yakaladı. Zamanında “veliahtım” diye nitelediği ve günlük yaşamda iletişiminin çok iyi olduğu Ding Junhui karşısında altıncı frame’deki şans topuna kadar pek fazla zaman harcamayan Roket, kırmızının içeri düşmesi sonucu rakibinin geri dönüş emarelerini izledi.
Şans anından sonra konsantrasyonunda alıştığımız düşüşü yaşayan Ronnie, o anları “Skor 4-4’e geldiğinde sadece rahatlamaya çalıştım. Ben 4-1 öndeyken Ding’in kaybedecek bir şeyi yoktu ama aynı konuma geldiğimizde üzerimizdeki baskı eşitti. Ardından kendimi kontrol edip, son iki frame’de yakaladığım şansları değerlendirmeye çalıştım” şeklinde ifade ediyor. 4-4’ten sonra seyirci desteğini de arkasına alıp içinde 125’lik seri de bulunan son iki frame’i alan Roket, bir üst tura yükselen taraf oldu.
Ronnie perşembe günkü çeyrek finalde Judd Trump-Stuart Bingham maçının galibiyle karşılaşacak.
Williams da çeyrek finalde
1975 yılından beri ilk kez Wembley dışında yapılan Masters turnuvasında günün ikinci maçı ise Stephen Maguire ile Mark Williams arasındaydı. Münih’teki PTC 12’yi kazanarak moral depolayan Maguire, yüzlük serinin gerçekleşmediği ilk dört oyunu Mark Williams’ın bir saatten az bir sürede kazanmasına izin verdi. 4-0’dan sonra yeşil çuha üzerinde daha fazla vakit geçiren Maggi, en fazla 50'lik seri yapabildiği iki oyunu alarak durumu 5-3'e taşıdı. Williams bu esnada iki önemli yeşil top kaçırırken, 1.000 seyirci artık karar frame'ini bekliyordu. Skor 5-4'e geldikten sonra Maguire bu yönde önemli şanslar yakalamasına rağmen, Mark Williams 51'lik son bir seriyle maçı decider'a götürmeden 6-4 kazanmasını bildi.
Galli oyuncu cuma günü çeyrek finalde Neil Robertson-Mark Allen maçının galibiyle karşılaşacak.

Aussie Open 2011 || Birinci Gün Programı
Rod Laver Arena 11:00 AM Start Time
1. Women's Singles - 1st Round
Victoria Azarenka (BLR)[3] v. Heather Watson (GBR)
2. Men's Singles - 1st Round
Bernard Tomic (AUS) v. Fernando Verdasco (ESP)[22]
3. Women's Singles - 1st Round
Kim Clijsters (BEL)[11] v. Maria Joao Koehler (POR)
Rod Laver Arena 7:00 PM Start Time
1. Men's Singles - 1st Round
Alexander Kudryavtsev (RUS) v. Roger Federer (SUI)[3]
2. Women's Singles - 1st Round
Caroline Wozniacki (DEN)[1] v. Anastasia Rodionova (AUS)
Hisense Arena 11:00 AM Start Time
1. Men's Singles - 1st Round
Adrian Mannarino (FRA) v. Juan Martin Del Potro (ARG)[11]
2. Women's Singles - 1st Round
Ksenia Pervak (KAZ) v. Na Li (CHN)[5]
3. Women's Singles - 1st Round
Francesca Schiavone (ITA)[10] v. Laura Pous-Tio (ESP)
4. Men's Singles - 1st Round
Alex Kuznetsov (USA) v. Rafael Nadal (ESP)[2]
Margaret Court Arena 11:00 AM Start Time
1. Women's Singles - 1st Round
Casey Dellacqua (AUS) v. Bojana Jovanovski (SRB)
2. Men's Singles - 1st Round
Tomas Berdych (CZE)[7] v. Albert Ramos (ESP)
3. Men's Singles - 1st Round
Alexandr Dolgopolov (UKR)[13] v. Greg Jones (AUS)
4. Women's Singles - 1st Round
Laura Robson (GBR) v. Jelena Jankovic (SRB)[13]
Margaret Court Arena 7:00 PM Start Time
1. Men's Singles - 1st Round
Jarkko Nieminen (FIN) v. David Nalbandian (ARG)
Show Court 2 11:00 AM Start Time
1. Women's Singles - 1st Round
Bethanie Mattek-Sands (USA) v. Agnieszka Radwanska (POL)[8]
2. Men's Singles - 1st Round
Stanislas Wawrinka (SUI)[21] v. Benoit Paire (FRA)
3. Men's Singles - 1st Round
Marcos Baghdatis (CYP) v. Benjamin Becker (GER)
4. Women's Singles - 1st Round
Ashleigh Barty (AUS) v. Anna Tatishvili (GEO)
Show Court 3 11:00 AM Start Time
1. Women's Singles - 1st Round
Varvara Lepchenko (USA) v. Daniela Hantuchova (SVK)[20]
2. Men's Singles - 1st Round
Mardy Fish (USA)[8] v. Gilles Muller (LUX)
3. Women's Singles - 1st Round
Aravane Rezai (FRA) v. Shuai Peng (CHN)[16]
4. Men's Singles - 1st Round
John Isner (USA)[16] v. Benjamin Mitchell (AUS)
Court 5 11:00 AM Start Time
1. Men's Singles - 1st Round
Albert Montanes (ESP) v. Pere Riba (ESP)
2. Women's Singles - 1st Round
Anastasiya Yakimova (BLR) v. Romina Oprandi (ITA)
3. Men's Singles - 1st Round
Olivier Rochus (BEL) v. Bjorn Phau (GER)
4. Women's Singles - 1st Round
Pauline Parmentier (FRA) v. Alla Kudryavtseva (RUS)
Court 6 11:00 AM Start Time
1. Men's Singles - 1st Round
Lukasz Kubot (POL) v. Nicolas Almagro (ESP)[10]
2. Men's Singles - 1st Round
Philipp Kohlschreiber (GER) v. Juan Monaco (ARG)[25]
3. Women's Singles - 1st Round
Sofia Arvidsson (SWE) v. Olivia Rogowska (AUS)
4. Women's Singles - 1st Round
Alize Cornet (FRA) v. Monica Niculescu (ROU)[31]
Court 7 11:00 AM Start Time
1. Men's Singles - 1st Round
Frederik Nielsen (DEN) v. Kevin Anderson (RSA)[30]
2. Women's Singles - 1st Round
Polona Hercog (SLO) v. Julia Goerges (GER)[22]
3. Men's Singles - 1st Round
Tommy Haas (GER) v. Denis Kudla (USA)
4. Women's Singles - 1st Round
Yanina Wickmayer (BEL)[28] v. Galina Voskoboeva (KAZ)
Court 8 11:00 AM Start Time
1. Women's Singles - 1st Round
Kimiko Date-Krumm (JPN) v. Eleni Daniilidou (GRE)
2. Women's Singles - 1st Round
Ayumi Morita (JPN) v. Petra Cetkovska (CZE)[32]
3. Men's Singles - 1st Round
Jeremy Chardy (FRA) v. Grigor Dimitrov (BUL)
4. Women's Singles - 1st Round
Tsvetana Pironkova (BUL) v. Sania Mirza (IND)
Court 10 11:00 AM Start Time
1. Men's Singles - 1st Round
Sergiy Stakhovsky (UKR) v. Illya Marchenko (UKR)
2. Women's Singles - 1st Round
Patricia Mayr-Achleitner (AUT) v. Olga Govortsova (BLR)
3. Women's Singles - 1st Round
Alberta Brianti (ITA) v. Irina Falconi (USA)
4. Men's Singles - 1st Round
Eric Prodon (FRA) v. Andreas Beck (GER)

Not Your Average Snooker Player
Mark Williams ve yakın zamanda yaptırdığı dövmesi. Hiç de öyle yeşil çuha etrafında sakin ama uzun adımlarla yürüyen, hafif kamburlu ama takım elbiseli, centilmen komik adam gibi değil, değil mi? Şu şekilde Discovery'nin zamanında yaptığı International Football Hooligans belgeselinin Ada ayağına koysanız, Mark Williams olduğunu fark etmeyebilirsiniz bile.
Twitter bazen gerçekten can sıkıcı şeyler yaşatsa da snooker gibi geleneksel branşların sporcularını daha yakından bilmek, onlar hakkında farklı şeyler yakalayabilmek, günlük hayatlarından paylaştıklarını takip edebilmek açısından çok ilginç şeyler sunabiliyor. Her ne kadar ne denli cins, kaçık bir karakter olduğunu bilsek de Mark Williams'ın, bu hallerini, günlük hafif(!) "argo dilini" görmek gerçekten müthiş keyif.
Zaten oyun karakteri itibariyle Alex Higgins, Jimmy White ve Ronnie O'Sullivan'ın hemen peşinden gelir ama snooker'ın anti-karakterleri arasında da Mark Williams'tan bahsetmemek olmaz. Geçenlerde Ronnie'yle twitter üzerinden öyle bir lafladılar ki sanırım yaklaşık bir saat boyunca aralıksız olarak yeni bir mention atmalarını bekledim. Gerçekten çok büyük bir karakter, çok büyük bir oyuncu. Timeline'da biraz aşağılara inecek olursanız ve biraz da sabırlı olursanız sanırım o muhabbetleri kolayca bulabilirsiniz; Mark Williams ve Ronnie O'Sullivan'ın twitter hesapları: @markwil147 @ronnieo147

2012 Londra’da Bilet Faciası
2012 Londra Olimpiyatları'nda senkronize yüzme için bilet alanlar birkaç gün sonra Olimpiyat organizatörleri tarafından arandılar ve biletlerini iade etmeleri söylendi. Çünkü organizatörler fark etmişti ki fazladan birkaç bin adet bilet satılmıştı; yeri olmayan bilet.
Geçtiğimiz bahar aylarında biletlerin ilk partisi satışa çıkmıştı ve aslında o zaman başlamış sıkıntı. Ne zamanki ikinci grup biletler de satışa çıktı, o zaman aslında var olmayan binlerce ekstra biletin satıldığı anlaşılmış. 3,000 civarı sporsever bu sebep yüzünden Locog tarafından aranarak bilgilendirilmiş.
Bu durumu çözmek adına bu 3,000 sporsevere bilet için başvurdukları ama alamadıkları diğer branşların seanslarıyla takas teklif etmişler. Hal böyle olunca başta şanssız gibi gözüken 3,000 kadar seyirci senkronize yüzmeden daha yüksek profilli branşları izleme şansı yakalayacak; atletizm, yüzme, atlama gibi.
Olayın insan kaynaklı bir hata olduğu açıklanmış. Zaten bu bilet işleri başından beri organizatörlerin başını ağrıtıyordu.
1,000 civarı müsbaka, milyonlarca bilet. Biletler ilk satışa çıktığında resmi sitede ciddi kitlenmeler, aşırı yüklenmeler oluşmuştu ve bu baya sinirini bozmuştu bilet kovalayanların.
Bilet için başvururken dört seans seçiliyor, kayıt sırasına göre seçilen müsabaklardan, şayet kaldıysa, biletini alıyor izleyiciler. Şimdi bu 3,000 sporsever de başvurdukları 4 seanstan geri çevrilenlerinden birini seçip patlayan senkronize yüzme biletleriyle takas edecekler.
Hatalı biletlerden bir kısmı koltuk sayısı artık tam olarak belirlendiği için gerçekten senkronize yüzme seyretmek isteyen izleyiciler bir kez daha satışa sunulacakmış.
NBA Scoreboard: 28 Aralık 2011
Indiana Pacers @ Toronto Raptors: 90-85
Miami Heat @ Charlotte Bobcats: 96-95
New York Knicks @ Golden State Warriors: 78-92
Washington Wizards @ Atlanta Hawks: 83-101
Cleveland Cavaliers @ Detroit Pistons: 105-89
Oklahoma City Thunder @ Memphis Grizzlies: 98-95
Boston Celtics @ New Orleans Hornets: 78-97
Los Angeles Clippers @ San Antonio Spurs: 90-115
Philadelphia 76ers @ Phoenix Suns: 103-83
Utah Jazz @ Denver Nuggets: 100-117
Gecenin Performansları: Bobcats müthiş bir savunmayla Miami üzerinde büyük ölçüde üstünlük kurdu. Özellikle ilk yarıda harika oynadılar ve devreye 60-45 önde girdiler. Üçüncü periyoda Wade'siz başlasalar da 3 maçtır ard arda takımın skor lideri olan LeBron James sazı eline aldı; 35pts 7reb 6ast. Bobcats'in üçüncü periyottaki 25 topundan tam 12 top kaybı yapması, Wade'in hem kötü oynadığı hem de sakatlık yüzünden neredeyse üçüncü çeyreğin tamamını kaçırdığı maçta Bosh'un da 25 sayı göndermesi Heat'in geri dönüşünü sağladı. Maçı kazandıran ise tüm maç kayıpları oynayan Dwyane Wade oldu; 2.9 saniye kala soldan penetre ederek gönderdiği sayıyla Heat'i 3/3'e taşıdı.
Geçenin bir diğer çok keyifli karşılaşmasında ise Kevin Durant sahnedeydi. 10/17'yle attığı 32 sayının yanına 8 ribaund, 3 asist ve 2 blok ekledi. Russell Westbrook 0/13'le oynadı ve Thunder yine de kazandı. En son 2001'de David Wesley aynı şekilde isabetsiz tamamlamış ama takım kazanmıştı. Durant'in yanına da James Harden'ın 20pts 7reb 2ast 1stl'lik katkısı da gelince galibiyet Thunder'a gitti. Memphis'teki 4 çift haneli performans şaşırtmasın zira Marc Gasol'dan %50'nin üzerinde isabetle oynayan çıkmadı. Zach Randolph (7/20) da Rudy Gay (9/24) de ufak çapta çember dövdü, Russell Westbrook kadar olmasa da.
Blake Griffin'in 28pts 9reb'luk oyunu Clippers'a yetmedi zira San Antonio'da tam altı oyuncu çift haneli sayılara ulaştı. Manu Ginobili 24pts, 6ast, 3reb'u ve DeJuan Blair'ın 20pts, 6reb'luk oyunu San Antonio'yu rahat bir galibiyete taşıdı. Bir ara Tony Parker'ın yanlış hatırlamıyorsam ard arda bulduğu 8 sayı da maç içerisinde farkı getiren önemli faktörlerden oldu.
Skip to my Lou, kiddo!
..go and break some ankles, boy!
Şaka gibi bir dripling canavarı, 4 yaşında.
Ve NBA Başlıyor
Uzun süren lokavtın ardından sendikanın da lağv edilmesiyle umutlar yitmeye başlamıştı ki David Stern yine "businessman"liğini konuşturdu ve ligi Noel'e yetiştirmeyi başardı. Amerikan sporlarından NBA hariç takip ettiğim bir branş yok, yeni yeni amerikan futbolu maçlarına bakıyorum ama takip etmek bile denemez. Fakat uzun süredir NBA izlemenin getirdiği alışkanlıktan biliyorum ki Noel vaktidir NBA'in Amerika'da sporun merkezine yerleştiği süreç. Ve David Stern de ligi bu tarihe yetiştirmeyi başardı.
Şöyle uzun soluklu bir ön değerlendirmeye kalkıştım, büyük ihtimalle anlamı olmayacak ben tamamlayana kadar ama her gün gecenin maçları, önemli istatistikler ve izlediğim kadarıyla küçük değerlendirmeler burada olacak. Eski blog'ta NBA Scoreboard başlığıyla yer veriyordum, burada da aynı başlık altında elimden geldiğince günü gününe yazacağım.
NBA'den daha çok özlediğim bir şey varsa o da Kaan Kural'dır. Celtics-Knicks maçında ne kadar olur bilemiyorum ama 05:30'daki Clippers maçını anlatacak olursa "huahohohoo" şeklinde o efsane gülüşüyle NBA perdesini resmen açacak olan kişidir kendisi.
Oldukça sıkışık bir fikstür, sezon bizleri bekliyor. En çok etkilenecek takımlar elbette Spurs, Lakers, Celtics gibi "veteran" takımlar. Bundan en çok nemalanacak ekipler ise kuşkusuz ki ciddi iddiası olan genç takımlar. Başta elbette Chicago ve Oklahoma geliyor. Gündem yoğun olacak, blog'tan da epeydir uzak kaldım vesile olur da hiç değilse NBA'i "up-to-date" tutabilirim. İngilizce söyleyince daha afillli duruyor, ondan yani. Neyse zevzekliği uzatmayalım. 19:30'da Madison Square Garden'da perdeyi açıyoruz. Uçan kaçanların bol olacağı, Jimmer the UnFreddettable'ın güzel güzel oynayacağı, Blake Griffin'in sakatlanmayacağı, LeBron James'in ise bol bol ağlayacağı bir sezon olması dileğiyle.
Not: Blog'un kısa süreli patlaması sebebiyle maç başlamış bulundu ben post'u yayınlayana kadar.

İnceleme: NBA ’11-’12 || Güneydoğu Konferansı
Miami Heat: Özellikle Shane Battier hamlesi Miami adına çok çok önemli. Joel Anthony’nin ardında Eddy Curry dar rotasyona bir nebze nefes getirecek. Udonis Haslem sağlıklı. Mario Chalmers ve James Jones’u kadroda tuttular ve Mike Miller’ın amnesty’sini kullanmadılar. Geçen sezon Miami adına bir geçiş süreciydi. Ha evet, bir de Big 3 vardı değil mi?
Yukarıda bahsettiğim oyunculardan da çok belki de Big 3’nin bir sene birlikte oynamış olarak bu sezona başlıyor olması. Belki en az bunun kadar önemlisi, Erik Spoelstra’nın bu takımın başında bir sene geçirmiş olması. Yaşanan sıkıntıları biliyoruz. Pat Riley’nin tekrar bench’e ineceği, Bosh-Wade-James üçlüsünün Spoelstra’nın otoritesini hiçe saydığıyla alakalı haberleri, sorunları geçen sezon çok kez okuduk. Ama şimdi tüm takım daha alışkın birbirine. Rotasyon görece daha rahat. Kaybedilen finalin motivasyonu var ve şampiyonluktan başka her sonuç başarısızlık demek olacak.
66 maçlık sezonda Miami’nin 55 galibiyeti görmesi (ve dahi geçmesi) oldukça muhtemel ama James ve Wade’in dakikalarının playoff için daha kontrollü dağıtılacağını düşünüyorum.
Gelenler: G Norris Cole, C Eddy Curry, G-F Shane Battier
Gidenler: C Jamaal Magloire, G Mike Bibby
Atlanta Hawks: Jeff Teague gibi bir mayınları var. Tahmin edilemez bir adam. Al Horford yine takımın lokomotifi. Josh Smith iyi çalışmışa benziyor, zaten ondan çok bahsetmeye gerek yok. İşleri biraz ciddiye alsa
potansiyeli onu çok farklı seviyelere getirebilirdi. Bir de Joe Johnson gerçeği var. İki sezondur kayıpları oynuyor ama bu sezon yeter çekebilir. Seviyeyi tekrar yukarı çıkartacaktır ki Hawks için çok önemli.
Biraz fazla elde patlaması muhtemel adam aldılar; Tracy McGardy, Jerry Stackhouse, Vladimir Radmanovic. Magic serisinde sakatlanan sonra yazın omzundan da operasyon geçiren Hinrich şimdilik yerini Jeff Teague kaptırmış gibi gözükse de bir numaralı pozisyonda rotasyon sıkıntısı çekmeyecek gibi gözüküyorlar.
Crawford’ın ayrılışı garanti skorer durumunu biraz ortadan kaldırıyor gibi ama dedim ya, Joe Johnson’dan dönüş bekliyorum. Doğu’da playoff’ta yeri hazır gözüküyor benim için Hawks’ın ama playoff’ta neler yapabileceklerini sezon içerisinde göreceğiz.
Gelenler: G-F Tracy McGrady. F Vladimir Radmanovic, C Keith Benson, F Magnum Rolle
Gidenler: F Damien Wilkins, G Jamal Crawford
Orlando Magic: Birkaç sene öncesinin Magic’inde kilit nokta geniş rotasyondu. Pek çok takım en fazla 8 oyuncuyla maksimum verimlilikte rotasyona gidebilirken Magic neredeyse iki beşiyle de ziyadesiyle verimli oluyordu. Ama şimdi bundan eser yok. Tüm takasların vs’lerin detayına girmeden bu şekilde özetleyebiliriz Magic’in düşüşünü.
Bu derinlik belki de Hidayet’i takıma geri döndüren takaslar bütünüyle yok oldu. 8-10 maçlık 3-5 pick ‘n roll’lu müthiş performans ve sonra geri döndürülemeyen düşüş. Bu sezon takım için iki kilit isim olacak; SvG ve Dwight Howard. SvG’nin işini kolaylaştırması gerekecek isimler ise Jameer Nelson ve Hidayet. Fakat ikinci bir oyun kurucu yok ve pota altı rotasyonu rezalet. Gortat’yı gittiği dakikadan beri arıyorlar.
Orlando’nun 40 galibiyetin çok da üzerine çıkabileceğine inanmıyorum. Ama Dwight’ı tutmak istiyorlarsa bir şeyler göstermeleri lazım ona. Derdi o zaten adamın, takımda kalması için bir sebebi olmalı; başarının mümkün olduğunu görmeli. Ki bunu da pek çok kez söyledi kendisi.
Gelenler: G DeAndre Liggins, F-C Justin Harper, G Larry Hughes, G Gabe Pruitt, F/C Glen Davis, G Von Wafer
Gidenler: F Brandon Bass, G Gilbert Arenas (amnesty)
Washington Wizards: Flip Saunders’ın işi zor. Elinde çok önemli saf yetenekler var. John Wall’dan konuşmaya bile gerek yok. Jan Vesely ve Chris Singleton merakla beklediğim çaylaklar. Florida State’te yılmaz bir savunmacı olan Singleton, kol ve bacak ordusu olan Wizards savunmasında çok kıymetli olacaktır. Öte yandan Blatche geçen sezon aldığı kontratın hakkını vereceğini göstermişti. McGee’yle beraber bu kol bacak ordusunun başını çekiyor.
Nick Young’ın yaptığı katkılar Saunders için çok önemliydi ama yalnızdı ekstra katkı anlamında. Şimdi bir de Vesely geldi. Hinrich takasında takıma gelen Jordan Crawford da sağlam istatistiklere imza atmıştı, onun yapacakları da çok önemli.
İnanılmaz atletik ve potansiyelli bir kadrosu var Washington’ın. Doğru şekilde yönlendirildiği takdirde giderek daha da heyecan verici bir takım haline gelecekler. Henüz çok gençler o yüzden playoff’a giden yol çetrefilli. Karar mekanizmaları çok aksak, zamana ihtiyaçları var. Ama gelecek adına çok şey vaad ettikleri de bir gerçek.
Gelenler: F Jan Vesely, F Chris Singleton, G Shelvin Mack, F Larry Owens, C Ronny Turiaf
Gidenler: G-F Josh Howard
Charlotte Bobcats: Bobcats hakkında konuşmak bile istemiyorum zira lottery’de kafaya oynamayı planlıyorlar. Kemba Walker ve Bismack Biyombo’nun performanslarının takipçisi olmaktan başka bir şey gelmez elden. Ha bir de Corey Maggette’nin basket faulleri var(?). Bobcats’in yeniden yapılanma süreci en az iki senelerini alacaktır. 2012 draft’ının über geçeceğini de düşünürsek bu sezon salary’yi rahat tutup lottery için sıra kovalamaya bakacaklar.
Gelenler: G Kemba Walker, F Bismack Biyombo, F Derrick Brown, G Reggie Williams, F Corey Maggette, F-C Melvin Ely, C Byron Mullens
Gidenler: C Kwame Brown, G Stephen Jackson, G Shaun Livingston
Muhtemel Sıralama:
1. Miami Heat
2. Atlanta Hawks
3. Orlando Magic
4. Washington Wizards
5. Charlotte Bobcats

Conte’nin Minik Ayarı
Bundan yaklaşık bir hafta önce Conte basın toplantısında bazı şeyler söyledi ki çok önemliydi. Şu an Juventus Avrupa’daki tek namağlup takım ve 2011 senesini de Udinese beraberliğiyle bu şekilde kapattık. Ama pek çok kesimden “Avrupa’da kaçıncı turdasınız ((:” sataşmaları geliyor. İşte bununla ilgili Conte reyizden ayar ağır ayar geldi.
Pek çokları Avrupa’da oynamıyor olmanın Conte ve Juventus adına büyük avantaj olduğunu ve Scudetto’ya giden yolda bunun faydasını göreceğini söylüyor ama Conte’nin düşüncesi bambaşka.
“Avrupa’da yer almadığımız gerçeği sinirimi bozuyor. Bunun bizim için bir avantaj olduğunu söyleyenlere iki çift lafım var; lütfen sezon sonunda Avrupa kupalarına kalamayın ve Şampiyonlar Ligi’ne giden biz olalım. Madem bazı teknik direktörler bu durumun avantajımıza olduğunu düşünüyor, o zaman onları önümüzdeki sezon Avrupa kupalarında oynamamaya davet ediyorum."
Beraber kafaya oynadığınız takımlar Avrupa'da yollarına devam ediyor ve sizin elinizde olan sadece lig kupası ve şampiyonluk. Tekrar eski günlerine dönmeye çalışan ve gerçekten çok kısa bir sürede bu inancı resmen damarlara işleyen bir Juventus var. Avrupa'da oynamamak neye ne avantaj sağlayabilir?
Conte'yle ilgili çok şey söylemek istiyorum da aslında blog'tan epeydir uzak kaldım. Gerçek anlamda yeni bir taktik dehayla karşı karşıyayız. Teknik direktör olarak vaad ettiği potansiyel, ligin ilk yarısında ortaya koyduğu taktik beceri gerçekten akıl alır gibi değil. Şu ana kadar Conte müthiş bir iş başarmaya doğru gidiyor. Sıradaki sınavı Juventus ilk mağlubiyetini aldığı zaman takımı yine dik tutabilmek. Sezon sonunu namağlup görmek gibi bir ihtimalden bahsetmek olmaz zira. (Hmm. Potansiyel bir ters totem)













